Çarşamba, Ocak 14, 2009

darling gray - 2


sabah 9 civarlarında kahvaltı çayımı içerken ve sabah sabah renkli hayaller, büyük londra oteli filan gibi entelektüel saçmalarıyla kafamı doldururken -ki bu sırada bir kısım iran'lılar istanbul'da telefonla konuşuyorlar, plastik mi plastik bir yazı yazmakla meşguldüm. efendim bu 9-5 muhabbeti biraz sakat. özellikle 10 buçukta -telefonların zırlamaya başladığı vakittir tam da- çıkmaya karar verdiyseniz ki o saatte kimse martini ısmarlamaz, ısmarlayamaz, iş iyice dramatikleşmeye başlıyor.


plastik yazı da en nihayetinde maskara olacaktır tabi ama ben şimdi vizesiz balkan ülkelerinden bahsetmek niyetindeyim.


oralarda hep çingene etekleri mi giyilir ve karanfil mi satılır ki. dünya görüşüm estetik kaygıyla ve algıda çekicilikle sınırlı. imza the artbiç.


bir de bu ev partisi mefhumu var. sevgili iskandinav kanından uzak durması gerekenler, bu insanlar neden normalde pijamayla çıplak ayak dolaşılan yerlerde topuklu ayakkabılarla birbirlerine caka satmaya çalışırlar. banyoda kristal kadehler ve karl yaseminleri. kanepeler niyeyse hep boş, küçük somonlu kanepelerden ve kırmızı kirazlardan kimse yemiyor. bu bir hayat tarzı mıdır. yoksa bir, bakın ayakkabılarımın altı kırmızı, anladınız siz iması mıdır.


ekleyeyim, bu evlerde telefonla veya dijital kamerayla fotoğraf çeken insan göremezsiniz. herkeste bir manuel çılgınlığı. eskiye övgü ve beşinci cumhuriyetçi brandy kadehleri (bunu türkçe yazmak isterdim ama burnum el vermedi).


hardal sarısı çok modaymış. bence patates kızartması iyi giderdi. ah afedersiniz ya! yemek yemiyorduk doğru (edit: hahahahaha. felisitasyon şeri zeynep)


sevgiler küçük sarma sigara arkadaşlarım.


31/7/08, perşembe.

1 yorum:

  1. hey, ilk commentini ben yazayim dedim :) gule gule yaz, okuyup bi' daha yazacagim yorum da, simdilik bu kadar :) sevgiler

    YanıtlaSil